-
+ abicim saatin kaç acaba?
-7.19 dostum
+ oha o kadar oldu mu?
- hayat bile geçip gidiyor,saat 7’yi 19 mu geçmicek…
-

Araf
İkiye çalar herşey,
Kapılar,yollar,hayatlar.
Gitmekle gelmek arasında gidememek.
Aklın yolu da iki,
İkiden düşüremezsin biri;
Sözcükler çok basit,
İçtihad çok zor.
İkiye çalar herşey,
Sen,ben bir de ben.
Benden iki tane;
Ben,bende misafir.
Sen kendinde durağan,
Sana varmak iki yönlü.
Bir tahteravalli düşün;
İki oturağı olan.
Ne bir yanındasın,ne diğer yanda.
Ortadasın,ayakta.
Bir iner,bir çıkarken,
Denge unsuru değilsin sen.
İkiye çalar herşey,
Orta olmak,arafta kalmak.
Seçemediğin hep bir ikilik.
Terazinin kefeleri bile değilsin;
Hangi yanın ağır basacak.
Melekle şeytan rekabette,
Kafanda iki soru,
Olmak yada olabilmek.
İşte bütün mesele iki.
İki;gıcık bir rakam.
Boğazındaki gıcık bile,
İki bademcik arası.
Ya da dudağının arasına bakıyorsun,
Birilerinin.
İki;en büyük seçim kozun.
En güzel iki;bendeki benli sen…
…fuzuliyat…
-
Bir Terkediş Ruhaniyeti
Teninden bir adım ötesi soğuk,
Öylece uzanmışsın tarafında.
Hiçbir şeyden haberin yok,
Yatağın dışı başka bir ülke.
Bir adım çıkmışken yatağından,
Oda çok soğuk.
Gardıroptan alınırken bir kıyafet,
Sen uyanma diye ses çıkarılmıyor.
Acaba diyor keşke uyansan mı?
Bir adım daha uzakta,odadan.
Her adımda biraz daha soğuk.
Kapının önündeyken bir sendeleyiş,
Son defa mı açıyor bu kapıyı bu kilit.
Sokak artık soğukluk ülkesi,
Kaç adım geride kaldı terkediş süresi.
Dönse,dönülebilir mi.
Belki elli iki adım yada yetmiş adım berisi.
Artık başka bir semttesin,
Sensiz semti neylesin.
Adımlar artık sayılamaz oldu.
Burdan kaç adım çeker dönülse geri.
Her adımda bir kat daha soğukluk,
Soğukluk ülkesinde çok üşüyor;
Hep bir donukluk.
Gitmese miydi senden ileri,
Neyi eksik ki sadece öteberi.
Burdan kaç adım çeker dönse sana geri.
Artık çok uzaktasın,
Bu bir terkediş ruhaniyeti…
…fuzuliyat…
-
Plays: 12[Flash 9 is required to listen to audio.]
DEPREM
söz: fuzuliyat
müzik: yalın özgencil,uğur akagündüz
vokal: yalın özgencil,özge kanlı
-
eskiden kalpler,hep bağ bahçeydi.şimdiyse hepsinde apartmanlar dikili…
-
…Cemile’yi Hiç Böyle Görmediniz…
Bugün sabah internette gazetelere bakarken;her gazetenin,istisnasız Şerif Gören’in yeni filminde Ayça Bingöl’ün(Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinin Cemile karakteri)oynadığı sevişme sahnelerine atfen bir fragman linki verdiklerini gördüm.”Cemile’yi Hiç Böyle Görmediniz”.Film tanıtımına bakar mısınız değerli arkadaşlar.Linki tıklayınca sanki porno bir film izlenilicek gibi sizde bir his uyandırıyorlar.İşin komik yanı filmin fragmanından başka ortada bişey olmadığı ve abazcan net apaçileri tarafından tıklanan link karşısında karşılaştıkları manzarada hayal kırıklığına uğrayacakları gerçeği.Ya da reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığı mı acaba dersiniz.Bu örnek verilebilecek en güncel örnek bence.Hemen hemen her film öncesi veya her dizi öncesi özellikle internet gazetelerinde hemde en bilinen ulusal gazetelerin sitelerinde yer alan bu haber tarzı,işleniş bakımından ne kadar sakat ve sanat anlayışından yoksun bir zihniyetin olduğunun açık göstegesi.Falanca dizide Ayşe nasıl öpüştü.Bilmem ne filminde Fatma nasıl sevişti buyrun izleyin tarzında hemen hemen sürekli linkler verilerek oyuncular zor durumda bırakılıp yapılan işlere en bakılmıcak taraftan bakıyorlar.Bu kadar aç bir toplum muyuz biz.(Gerçekten yapılmaya çalışılan sanatsal çabaların üzerinden gitmeye çalışıyorum,reyting veya dikkat çekmek için çekilen sahneler değil savunduğum).Kaldı ki reklam kokan hareketler bile bu şekilde ifşa edilmesinden dolayı,prim yapılmak için bu tip işlerin içersinde yer alıyor.Gazetelerinin ve bilgisayarlarının başında oturarak önceden benimde çalıştığım Sabah,Habertürk,Milliyet gibi en çok okunan gazete sayfalarında bu tarz linkler ve videolar paylaşılması haberciliğin ne kadar düştüğünün ve hangi zihniyetin elinde olduğunun göstegesi…Yurtdışında birçok ülkede bulundum ve hepsinin sanata bakış açısını gözlemleme şansına sahip oldum.Sanat gerçekten işin bütününden bakılan bir olgudan ve tebrik edilecek veya edilmeyecek bir üründen ibaret.Bizde ise ahh nasıl sevişti,nasıl öpüştü,o sahneyi çekerken neler hissettin ablaaa tarzında ağzı salyalı adamların klavyesine kalıyor.Şuda bir gerçek ki;modern ve bağımsız sanat adı altında çekilen bir çok fuzuli ve fazla bağımsız filmler ve bunların görsel anlamda gerekliliği sorgulanabilecek sahneleri fazlasıyla mevcut.Ama sanat göreceli bir kavram.Herkes kendi izlemek istediği şeyi seçme hakkına sahip.Ama dizilerimizden akan pornografi,gazetelerimizden akan kadın açlığı gerçekten inanılmaz boyutlarda.içimize atılmış ve şimdi fışkıran o kadar çok şey var ki.Kadınların,en çok haklarını ararken kendilerine şiddetten sonra bunları savunması ve kendini metalaştırmamayla savaşması gerek.Kadınlar önce kendileriyle mücadele etmeli.Sanmayın ki o linkleri hazırlayanların arasında kadın editörler yok değil.Panpişler ve cicişlerin başarısında erkekler kadar kadınlarında payı vardır.Ama bu sakat zihniyet yüzünden kaliteli bir iş yapmaya çalışan sanatçılara yazık olmakta.Gerçek bir sanatçı,kendi dünya ve sanat görüşü içersinde istediği sahnede oynama hakkına sahiptir ve bu tip insanların yaptıkları yorumlar,sanatçıların da özel hayatlarının,eşlerinin ve çocuklarının oldukları unutularak ifşa edilmekte ve gerçekten mide bulandırıcı bir durum içersine sokulmaktadır.(googla’da bir sanatçı isminin yanına sevişme sahnesi yazınca,tonlarca sayfa açılır)Sanata en azından saygı duymak bu kadar zor olmamalı.(niyet samimiyse).Medya köşelerinde halkın tercihleriyle dalga geçen ve eleştiren insanların öncelikle kendi içinde bulundukları medya kuruluşlarını eleştirip halkın seçimlerini aslında ne kadar etkilediklerini görmeleri lazım.Porno kendi başına bir tehlike olmayabilir hatta gereklilik bile olabilir(tartışılır ve görecelidir) ama günlük hayatın içine sızdırılmış gizli pornografi hastalıklı bir zihniyetin dışa vurumudur…(bknz: gelinen son nokta; TNT kanalında yayında olan bir dizide,kadın kocasının işlevsel problemi yüzünden hamile kalamıyor.Ve adam bir gün eve gelip arkadaşıyla karısının yatarak hamile kalmasını istiyor.Kendisi de kapıda oturup işlerinin bitmesini bekliyor.şimdi bu tarz şeyler gerçek olabilir ama bi durumun yanlışlığı böyle iğrenç ve vasat bir şekilde herkesin rahatça izleyebildiği bir saatte mi yayınlanır)…TV ve gazetecilik anlayışının;hem kadına ve sanata,hemde aileye bakış açısına;herkesçe hatta öncede kendimizce gözden geçirilmesinde büyük fayda var…haydi hayırlı traşlar…
-
…Bir Kadın Ki…
bir kadın ki yüz hatları bir ülkenin sınır hatları değil,
içinden geçen bir dicle nehri,
nehrin kenarında durmak değil,
derin sularında yüzmek onu sevmek…
bir kadın ki bugün yorgun,bugün heyecanlı,
bugün hüzünlü,bugün sevinçli,
bugün seviyor,bugün sevmiyor,
göz yaşları sular seller idaresi değil,
ben düşüyorum her damlada,dünya düşüyor,
kendisi çırpınırken sularının derinliğinde
bir kadın ki parıltısı teninin,
tüm fenalıkların gözünü alan.
bakir vücudu çoraklığı değil,
susuz ve sevgisiz bırakmamak mesele.
bir kadın ki kafasında bir dünya,
kafası güzel değil,
kafasında cevaplar,
kafasında soru işaretleri,
işaretleri takip etmek gerek,
işaretler belli belirsiz,
çok uzaklaşmış olamaz,
sahipsiz değil ki.
ve bir kadın ki bugün seviyor,
yarında sevicek,
kadın öldürebilir ama adam ölmemeli.
adam seviyor,adam sahip,adam yaşıyor,
çünkü kadın yaşıyor.
bir kadın ve bir adam ki,
nefes alış-verişleri paralı değil.
birbirlerine aitler,tenleri birken,
kadın adam,adam da kadın…
fuzuliyat
-

…bıçak kemiğe dayandı…
-
velayet
Sebep sonuç ilişkisinden doğan,
Gayri meşru çocuklar gibiyiz.
Velayetimiz kimliksiz…
Kimliksiz bir defin işlemi;
Gömmüşüz tüm sözcükleri,
Yeraltından notlarımız var,
Hasıraltı defterlerimiz…
Bir aşk tahayyül et içlerinde,
Kendimiz yokken içimizde,
Karşılıksız hikayelerimiz var,
Toprak dünya betimlememiz .
Şairlere sığınıyoruz şemsiyesiz,
Hayat esirgeme kurumundayız ikimiz,
Memur olmuş şiirlerimiz,
Kimlik biçiyorlar oysa ki kimsesisiz…
Sebep sonuç ilişkisinden doğan,
Gayri meşru çocuklar gibiyiz.
Velayetimiz kimliksiz…
fuzuliyat
-
…çocukluğumuzda yerden yüksek oynamamızdan olsa gerek;
büyüdükçe ayağımızın yerden kesilmesini istemek…
fuzuliyat





